Fatih Erkoç,

Erken yaşta müzik eğitiminin çocuğun zekâsında ve sosyal yeteneklerindeki başarısında önemli katkıları olduğuna dikkat çekiyor. Erkoç, yakında kapılarını açacak Sanat Akademisi için kendi eğitim metotlarından, çocuk bestelerine kadar titiz bir çalışma içinde.

Müzisyen, söz yazarı, besteci, ses sanatçısı Fatih Erkoç, Bursa’da kendi adına açtığı Sanat Akademisi ile müzik başta olmak üzere sanatın çeşitli dallarında eğitim vermeye hazırlanıyor. Ekim ayında kapılarını açacak Fatih Erkoç Sanat Akademisi, dünya çapında müzisyen yetiştirmenin yanı sıra kendi eğitim metotlarıyla da fark yaratacak.

İSTANBUL’un gürültüsünden sıkılan Fatih Erkoç, Bademli’deki evini bir müzik okuluna çevirirken, “Bir işin başında durursan, o iş daha başarılı olur” diyerek Bursa’da yaşamaya karar verdi. Zaten Bursalı olan eşinin ve de çoğu eşinin yeğenlerinden oluşan “canlarım” dediği çalışma arkadaşlarının da desteğini alan Erkoç, verdiği karardan dolayı da çok huzurlu görünüyor. Basın Danışmanı değerli arkadaşım Hüseyin Akalın’ ın bir telefonuyla ben de bu huzura şahitlik etmiş oldum. Fatih Erkoç ile 56 yıllık müzikal geçmişinin Sanat Akademisi’ne nasıl yansıyacağı üzerine, eğitim ağırlıklı bir sohbet gerçekleştirdik.

 

Fatih Erkoç Sanat Akademi’si öncelikle hayırlı olsun. Hangi branşlarda eğitim verilecek?

Bir kere biz okulun adına “Fatih Erkoç Sanat Akademi” dedik. Piyano, keman, üt, gitar başta olmak üzere, bir senfonik orkestrada hangi enstrümanlar varsa eğitimini yapacağız. Müziğin dışında yaratıcı drama, diksiyon, plastik sanatlar gibi sanatın başka dalları da olacak. Aynı zamanda hem üniversitelere hem güzel sanatlar liselerine hazırlık için gelenleri de kabul edeceğiz. Öğretmenlerimiz solfej dersi de verecekler. Ben de eğitimini aldığım enstrümanların derslerine gireceğim. Elim hem öğrencilerimin hem öğretmenlerimin üzerinde olacak. Bunun dışında ses teknisyenliği de olsun istiyorum. Senelerdir bu işle uğraştığım, mixlerinin birçoğunu kendim yaptığım halde daha iyisini öğrenmek gerektiğini düşünüyorum. Müzik programlarını kullanma, sesleri ayırt etme gibi bu konuları içeren bir derste büyük bir ihtimal olacak.

 

Müzik eğitiminin bir yaşı olmalı mı?

Erken yaş eğitimi önemli.Buradan bütün velilere seslenmek isterim ki; çocuğun gelişmesi için erken yaşlarda eğitilmeleri çok önemli. Yeteneklerinin artmasını sağlayan Kinder, Suzuki gibi birçok müzik eğitim metodu bulunuyor. Biz bunlardan bazılarını karıştırıp yapmayı planlıyoruz. Tabi bir buçuk üç yaş arası, üç ile beş yaş arası gibi gruplar halinde alcağız. Bence bu eğitimi yedi yaşına kadar almaları önemli.

Çocuk hangi enstrümanı öğrenmek istiyorsa; biz oyunlarla, basit vurmalı çalgılarla, şiirlerle, hikayelerle hiçbir şekilde onları sıkmadan, özgür bırakarak, kendi özgüvenlerinin oluşmasını sağlayarak eğitim vereceğiz. 56 yıllık bir müzikal geçmişe sahibim. Ben de kendi tecrübelerimi, birikimlerimi devreye sokacağım. Belki adına “Erkoç Erken Çocukluk Metodu” da diyebiliriz. Bunun üzerinde çalışmalar yapmaya başladım. Hatta birkaç tane de çocuk şarkısı besteledim. Amerika’da, İngiltere’de olan 30’ a yakın yabancı şarkıları Türkçeleştirdim.

 

Erken yaşta müzik eğitiminin faydaları nelerdir?

Bazı çocukların doğuştan yetenekleri fazla, bazılarının da az olduğu inancındayım. Ama bunlar doğru eğitildiklerinde gelişebileceklerdir. Bilimsel araştırmalar erken yaşta müzik eğitiminin zekâ, konuşma, mantıklı düşünme ve mekânsal algılama üzerinde pozitif etkisi olduğunu ve bu eğitimin çocuğun sosyal yeteneklerinin ve takım çalışması yatkınlığını destekleyici rolleri olduğunu ispatlamıştır. Ayrıca okul devam edeceği için, fen, matematik konusunda da bu eğitimi almamış çocuklardan daha öne çıkacaklardır. Bilim adamları enstrüman eğitiminin çocuğun zekasını yüzde 46 artırdığını kanıtlamış durumdalar. Erken yaşta müzik eğitimi alan çocukların, büyüdüklerinde müziğin dışında bir meslek seçseler bile bu eğitimi almayan çocuklardan daha başarılı olacaklarına inanıyorum.

 

Siz de üç yaşından beri enstrüman çalıyorsunuz?

3 yaşında keman çaldım. Evet, buna iyi bir örnekte ben olabilirim diye düşünüyorum. Babam udiydi ve ben üç dört yaşlarında keman çalarak büyüdüm. Türk sanat müziğinin taş plaklarını dinleyerek başladım. Keşke o zaman babam bana klasik batı müziğinin eserlerini de dinletseydi. Hatta onlardan bazılarını çalmama destek olsaydı. Babamdan ufak çapta eğitim almam rağmen, bilim adamlarının ispatının bir yerde kanıtıyım. Geriye dönüp baktığımda hep mutlu bir çocuk oldum. Şimdi de mutluyum. 16 yaşında piyasa dediğimiz yere atıldım ve hep başarılı oldum.

 

10’ a yakın enstrüman çalıyorsunuz ama “gençler bu konuda beni örnek almasınlar diyorsunuz?

Çünkü 10 tane enstrüman çalarak dünya starı olamazsınız. 10 enstrümana ayıracağı zamanı, bir enstrümana ayırabilen dünya çapında yetenekli müzisyen olmaya adaydır. Yeter ki doğru yönelim ve bilinçli eğitim olsun. Dünya müzisyeni olmak için klasik batı müziği bence önceliklidir. Dünyanın en ciddi müziği odur. Ondan sonrada caz müziği gelir. İki dalın da müzisyenleri bugün hala enstrümanlarını çalıyor ya da şarkı söylüyorlarsa minimum 8-9 saat hala çalışıyorlardır.

 

Sizin içinde özel olan bir enstrüman vardır diye düşünüyorum?

En iyi enstrüman piyanodur. Eğitimini de aldığım için trombonu daha çok önemsiyorum. Ancak trombon çalmasaydım en iyi enstrüman piyano derdim. Çünkü piyano çok sesli olarak tek başına çalınabilecek yegâne enstrümandır. Ben özellikle şan öğrencilerinin piyanoyu da çalmalarını istiyorum. Piyanoda detone çalma söz konusu değil. Müziğin iyisi, kötüsü yoktur. Burada mühim olan iyi müzik çıkarmak, iyi yorum yapmaktır. Ben öğrencilerime bunu aktarmaya çalışıyorum. Her ne yapıyorsanız yakıştırabilmeniz lazım.

 

Müzik konusunda idealist misiniz?

Müzik konusunda çok büyük bir idealistliğim yok. Ben dünyada her şeyi olabildiğince çok uç noktalarına gitmeden algılamaya çalışıyorum. Yani ne çok tiz olsun ne de çok pes olsun. İdealist olsaydım ne olurdu; müziklerimi dünyaya dinletmek isteyen bir müzisyen olmayı isterdim. Ben kendimi cazcı olarak kabullenmeme rağmen pop müziği yaparak tanındım. İnsanlar beni sevdikten sonra olabildiğince çok insan beni takip etsin ve müzik kaliteleri yükselsin istedim. Bu isteğim, okul açmaya kadar geldi. Okulum için idealist olabilirim. Ömrüm olduğunca çok sayıda öğrencimin dünya çapında olmasını amaçlıyorum.

 

Daha önceki sohbetlerimizde Türkiye’ nin acilen kültürel devrime ihtiyacı var demiştiniz. Bu süreçte gözlemleriniz ne oldu?

Çok da zaman geçmemiş ama bir şeylerin değiştiğini hissediyorum. Veliler çocuklarını nasıl eğitecekleri konusunda daha bilgililer. 10 yıl gibi bir süreçte de dünya çapında müzisyenlerimizin çıktığını görüyoruz.Birde şunu söylemek istiyorum; halkımız hiç aptal bir halk değil. Her şeyi gayet güzel anlıyor. Ama bazen işine geleni yapıyor. O da uzun dönemde zararına olabiliyor. Bunları da aşacağımıza inanıyorum. Umarım Türkiye birçok ülkedeki çağdaş toplumlar gibi çağdaş insanlar yetiştirmeye devam eder. Okul olarak da hedefimiz bu.

Ve ben neslimizin kültürsüz ve karışık bir ruh halinde büyümesini istemiyorum. Suzuki’nin bir sözü var; “Ben müzik eğitimi veriyorum ama müzikten evvel öğrencilerimin iyi insan olmalarını amaçlıyorum. Gerçekten bütün ülkeler aynı kre sahip olup aynı eğitimi verme- yi kabul etseler ben inanıyorum ki bir gün savaşlar bitecekö diyor. İyi bir insan olmak ihtiyacımız olan şey; erken yaşta eğitim. Ben de akademide bunları aktarmaya çalışacağım. Ben şuna inanıyorum ki; erken yaş eğitimini alan çocuklar, benim kötü dediğim yorumcuları da dinlemeyecekler.

 

Aynı zamanda Türk Halk Müziği ve Türk Sanat Müziği albümü de yaptınız. En son Sertap Erener de Türk sanat müziği albümü çıkardı, yorumunu beğendiniz mi?

Ben o albümü beğenmedim. Kendisi de beğenmedi herhalde twittera yazmış “bütün eleştirilere açığım” diye. Sertap ile katıldığımız bir programda “ben daha önce hiç Türk Sanat Müziği söylemedim” demişti. Ben üç yaşından beri Türk sanat müziğinin içindeyim. Böyle olmasına rağmen bu işi çok anlayan bir tambur sanatçısı, Ege hanımı yönetmen olarak atadım. Sertap yapmadı diye düşünüyorum. Türk sanat müziğini daha iyi yorumlayan popçular var. En iyisi de Tarkan bence. Zara’da kasideleri çok güzel söylüyor.

 

Grammy almak gibi bir hedefiniz var mı hala?

Var tabi (gülüyor). Nasıl olacaksa! Onun için Amerika’da albüm yapıp, oraya kayıt ettirmeniz gerekiyor. Grammy o ödülü almış olmanız demek müziğinizi dünyaya duyurmanız demek. Ama henüz ben Grammy’e aday olacak bir çalışma yaptığıma inanmıyorum. Mesela bir ud projem, caz bestelerinden oluşmuş senfonik orkestrayla bir caz albümü projem var. Bunları gerçekleştirebilirsem olabilir.

© Profi Ajans 2017